spacer     spacer  

 

Web Sitelerimiz

www.turkeyatcebit.org
www.turkishstones.org
www.turkishkitchenware.org
www.turkishgiftware.org
www.turkishplasticware.org
www.ihracatkontrol.org.tr
www.taj.org.tr
 

 

 

İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BİRLİĞİ

İhracata konu olan maddeler bazında örgütlenen Birliklerden birisi olan İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BİRLİĞİ, 02.02.1976 tarih ve 7/11385 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Türkiye Maden İhracatçıları Birliği” adı altında kurulmuş ve 23.05.1976 tarihinde faaliyete geçmiştir. Ünvanını 1986 yılında İstanbul Maden İhracatçıları Birliği olarak değiştiren Birliğin 31.05.2007 tarihi itibarıyla fiili üye sayısı 3200’dür.

TÜRKİYE’NİN MADEN ÜRÜNLERİ POTANSİYELİ

Madencilik sektörü, tarım ile birlikte ekonominin iki temel hammadde üreticisinden birisi durumundadır. Sektör, hem ekonomiye doğrudan yaptığı katkı, hem de ekonominin diğer alanlarına özellikle imalat sektörüne sağladığı girdiler nedeniyle büyük öneme sahiptir.

Gelişmiş bir madencilik sektörü, üretim, istihdam vb. ekonomik göstergelere sağladığı katkının yanı sıra, doğru politika ve planların takip edilmesi durumunda, ülke imalat sanayi için önemli bir itici güç oluşturabilmektedir. Bu nedenle, ekonomik kalkınma politika ve planlarının oluşturulmasında sektöre özel bir önem verilmesi zorunlu olarak değerlendirilmektedir.

Yurdumuz, karmaşık jeolojisi ve tektoniğinin sonucu olarak çok çeşitli maden kaynaklarına sahiptir. Ancak, bu karmaşık jeoloji ve tektonik, aynı zamanda maden yataklarımızın küçük boyutlu ve çok parçalı olmasının da bir nedenidir. Çeşitlilik açısından dünyanın zengin ülkelerinden biri olmamıza karşın, gerek toplam rezerv yönüyle ve gerekse tek tek yatak boyutları kıyaslandığında ülkemizin, dünya genelinde geri sıralarda yer aldığı görülmektedir.

MTA tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günümüzde dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden sadece 13'ü ülkemizde bulunmamaktadır. Geri kalan 50 çeşit maden açısından ülkemiz, zengin ya da çok zengin, 27 çeşit maden bakımından ise yetersiz kaynaklara sahiptir. Ancak, var olan maden yataklarının bir çoğunda, en azından bugün için, bilinen rezerv miktarları veya cevher kaliteleri ekonomik işletmecilik için yeterli veya uygun değildir. Özellikle, enerji hammaddeleri açısından Türkiye’nin zengin olduğunu söyleyebilmek zordur.

Öte yandan bor, mermer, toryum, trona, zeolit, pomza, selestit gibi madenlerde önemli rezervlere sahip olan ülkemiz, ayrıca krom, manyezit, feldspat, barit, kil, kömür, altın ve gümüş rezervleri yönünden de dünya sıralamasında önlerde yer almaktadır. Sonuç olarak, gerek yüz ölçümüne ve gerekse nüfusuna oranla Türkiye’nin, maden potansiyeli açısından şanslı ülkelerinden birisi olarak değerlendirilmesi mümkündür.

o Zengin Kaynaklara Sahip Olduğumuz Madenler: Bor, pomza, feldspat, bentonit, barit, manyezit, sodyum sülfat, kayatuzu, trona, jips, stronsiyum tuzları, zeolit, olivin, asbest, lületaşı, sepiyolit, profillit, dolomit, kalsit, mermer, fluorit, kuvars-kuvarsit, silis kumu, zımpara, huntit, diatomit, kireçtaşı ve linyit, zengin kaynaklara sahip olduğumuz madenlerdir.

o Önemli Kaynaklara Sahip Olduğumuz Madenler: Kaolen, boksit, diatomit, alünit, turba, karbondioksit, nefelin siyenit, tras, kum-çakıl, tuğla toprakları, metalik madenlerden de krom, civa, antimuan, altın, gümüş, volfram, molibden NTE önemli sayılabilecek madenlerimizdir.

o Var Olmakla Birlikte Yetersiz Olan Madenlerimiz: Bakır, kurşun, çinko, demir, nikel, manganez, alüminyum, arsenik, kükürt, fosfat (apatit), grafit, maden kömürü, talk, mika, kil mineralleri, boya toprakları rezervlerimiz var olmakla birlikte yetersizdir.

o Saptanmış Rezervi Bulunmayan Madenler: Elmas, platin grubu metaller, kalay, titan, zirkon, potasyum tuzları, lityum mineralleri, andaluzit, sillimanit ve korindon madenleri rezervlerine ülkemizde henüz rastlanamamıştır.
Dünya maden rezervlerinde Türkiye’nin payı aşağıdaki tabloda yer almaktadır:

Türkiye’nin payı aşağıdaki tabloda yer almaktadır:

DÜNYA MADENCİLİĞİNDE TÜRKİYE'NİN PAYI
Maden Cinsi
Dünya Rezervi
Türkiye Rezervi
Dünyadaki Payı (%) 
ALTIN

71.000

300

0,42

ANTİMUAN

4.695.000

106.306

2,26

BAKIR

610.000.000

2.279.210

0,37

BARİT

500.000.000

35.001.304

7

BOKSİT

28.000.000.000

48.056.250

0,17

BOR

420.000.000 

150.000.000

36

CİVA

240.000

3.820

1,59

ÇİNKO

330.000.000

2.294.479

0,69

DEMİR

124.000.000

82.458

0,07

DİATOMİT

2.000.000**

44.224

2,21

FELDSPAT

1.250.000*

239.305

23,93

FLORİT

310.000 

1.523

0,49

GÜMÜŞ

420.000 

6.062

1,44

KROM

7.500.000.000

30.370.182

0,4

KURŞUN

120.000

860

0,72

KÜKÜRT

3.500.000

200

0,01

LİNYİT

524.131

7.965

1,52

MANYEZİT

3.400.000

50.116

1,47

MANGANEZ

5.000.000

1.576

0,03

SODYUM SÜLFAT

4.600.000

13.395

0,29

STRONSİYUM

12.000.000

210.123

1,75

TALK

1.124.000

479

0,04

TAŞ KÖMÜRÜ

519.733

1.127

0,22

TORYUM

1.400.000

912

0,07

TRONA

40.000.000

130.658

0,32

TUNGSTEN

3.300.000

36.719

1,11

Kaynak: MTA

MADENCİLİK SEKTÖRÜNÜN ÜLKE EKONOMİSİNDEKİ YERİ

Gelişmiş ülkelerde GSMH  içinde madenciliğin payı    % 4, dünya ortalaması ise % 2 civarında gerçekleşmektedir. Ülkemizde, %1’ler civarında olan bu oranın, Türk madencilik sektörünün potansiyeli gözönüne alındığında, daha üst seviyelerde olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Madencilik sektöründe temel amaç; yeraltı kaynaklarının yüksek katma değer sağlayacak şekilde ekonomiye kazandırılması, sanayinin ve enerji sektörünün hammadde ihtiyacının güvenli ve ekonomik olarak karşılanmasıdır. Bu çerçevede, ülkemizin sektördeki ana hedefi, hammadde üretip satan bir ülke olmaktan öte, dünya pazarlarında katma değeri yüksek ürünlerde söz sahibi ve madenciliği, sanayisi ile entegre olmuş bir ülke konumuna getirmek olmalıdır.

 Kaynak: DPT (Temel Ekonomik Göstergeler 2006 Kasım)

YILLAR Madencilik/ GSMH

2000

1.13

2001

1.21

2002

1.06

2003

1.08

2004

1,21

2005

1,43

2006 (II)

1,28

DÜNYA VE TÜRK MADENCİLİK SEKTÖRÜNDE YAŞANAN GELİŞMELER

Günümüzde, dünyada yılda 1,5 trilyon ABD doları değerinde, 10 milyar tonun üzerinde maden üretilmektedir. Bu üretimin %75’i enerji hammaddeleri, %10’u metalik madenler ve %15’i endüstriyel hammaddeler üretimine aittir. Sektör bugün dünya çapında genişleyen bir ekonomik faaliyet alanı haline gelmiştir.

Türk madencilik sektörü ihracatı genel olarak, uluslararası piyasalardaki talep düzeyi ve yurtiçi üretim kapasitesi olmak üzere iki temel faktöre bağımlı durumdadır. Özellikle metalik cevherlerin ihracat performansı üzerinde, uluslararası piyasalardaki talep düzeyi belirleyici konumdadır. Pazar koşullarının elverişli olmadığı yıllarda üretim düşmekte, fiyatların uygun olduğu yıllarda ise artmaktadır. Dünyada madencilik ürünleri piyasaları, son yıllarda, Türk madenciliği açısından oldukça olumlu bir tablo sergilemektedir.

• Metal Fiyatlarında Yaşanan Gelişmeler

2003 sonrası dönemde, dünyadaki genel ekonomik gelişme ve özellikle Çin’deki büyüme rakamlarının yüksek oranlara ulaşması, beraberinde hammaddelere olan yüksek talebi gündeme getirmiştir. Metallere olan güçlü talep karşısında arzın sınırlı olması, son 4-5 yılda dünyada metal fiyatlarını maksimum seviyelere çıkarmıştır.

2002 yılından itibaren yükselişe geçen dünya metal fiyatları, 2006 yılında zirve değerlere ulaşmıştır. 2002 yılında 1500 dolar seviyelerinde seyreden bakır fiyatları, 2005 yılında 3500 dolara ulaşmış, 2006 yılı sonunda ise 6000 doları aşarak rekor kırmıştır. Yine 2003 yılında 1400 dolar civarında gerçekleşen alüminyum fiyatları, 2005 yılında 2000 dolara, 2006 yılı sonunda ise 2800 dolara yükselmiştir. Keza 2003 yılında 800 doların biraz üzerinde seyreden çinko fiyatları, 2006 yılının başında yaklaşık üç katına çıkarak 2500 doları, Aralık sonu itibariyle ise 4300 doları aşmıştır.

Artış oranlarına bakıldığında, çinko fiyatları bir yıl içinde yaklaşık % 126’lık bir artışla birinci olurken, bu ürünü fiyat artışında bakır ve alüminyum izlemiştir. Diğer pek çok metal fiyatlarında da önemli yükselişler kaydedilmiştir.

Büyük maden potansiyeline rağmen Çin, pek çok hammaddeye büyük alıcı olmaya devam etmektedir. Çin’in hammadde talebi artmaya devam ettiği için bakır, demir, krom ve manganez gibi büyük ve önemli maden rezervlerin azalmasına neden olmaktadır. Uzmanlara göre, sözkonusu metal madenlerin bazılarının yerli üretimleri, talebin ancak 1/3’ünü, bazılarının ise yarısını karşılamaktadır. Yine alüminyum, çelik, kömür gibi maden ürünlerinin tüketimi, Çin’de önemli ölçüde artmıştır. Bütün bu nedenlerden dolayı, Çin, dünya maden ürünlerinin en büyük ticaretcisi ve tüketicisi konumundadır.

Çin ekonomisinin hızlı büyümesi ve maden ürünleri üzerindeki artan talebi, küresel maden endüstrisi pazarının gelişiminde bir lokomotif görevi görmüştür. Bu durum, zengin ve çeşitli maden kaynaklarına sahip Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir fırsat oluşturarak, maden sektörüne önemli ölçüde canlılık getirmiştir. Keza önemli maden potansiyeline sahip pek çok doğu Asya ülkesinin ekonomik gelişiminde de Çin’in önemli bir rolü olmuştur.

Çin Enerji Akademisi’nin hazırladığı raporlarda; sözkonusu ülkenin madencilik sektörü ve maden endüstrisinin halen kat edeceği çok uzun bir yolunun olduğu ifade edilmekte ve gelecek 15-20 yılda maden endüstrisinin Çin ekonomisi için hayati bir öneme sahip olmaya devam edeceği açıkça belirtilmektedir.

• Doğal Taş Tüketimin Artması

Ülkemiz madencilik ürünleri arasında en önemli ihraç kalemi olan doğal taşların, dünya genelinde yapı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılmaya başlanması, mimar ve tasarımcılar tarafından daha fazla tercih edilmesi, doğal taş üretiminin ve tüketiminin artmasına neden olmuştur.

Ekolojik ve estetik görünümlü malzemelere olan ilginin artması, gelişmiş ülkelerde insanların evlerinde, işyerlerinde daha sağlıklı ve hijyenik olan doğal malzeme kullanmayı tercih etmeleri ve doğal taş piyasa fiyatlarındaki gelişmeler, tüketimin artmasında rol oynamıştır. Amerika bu durumu keşfettiği için son yıllarda yaşam ortamlarında doğal malzemeler kullanmaya hız vermiştir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde mermer ve traverten kullanımı hızla artmaktadır.

Dünya doğal taş ticaretine ilişkin yapılan projeksiyonlarda önemli artışlar göze çarpmaktadır. Projeksiyonlar, 2003 yılında yaklaşık 75 milyon ton olan dünya doğal taş üretiminin, 2010 yılında 116 milyon tona, 2025 yılında ise 320 milyon tona çıkacağını göstermektedir. 2002 yılında yaklaşık 736 milyon m2 olan dünya doğal taş tüketiminin ise, 2010 yılında 1.2 milyar m2’ye, 2025 yılında ise 3.4 milyar m2’ye çıkacağı tahmin edilmektedir. Rakamlar, üretilecek doğal taşların yarısının ihraç edileceğini göstermektedir.

İtalya ve İspanya gibi başı çeken ülkelerde rezervlerin azalması, Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkelerde ise esas olarak granit üretilmesi nedeni ile, Türkiye'nin sahip olduğu mermer ve traverten rezervlerinin giderek daha fazla önem kazanacağı ve dünya ticaretinden alaağı payın artacağı düşünülmektedir.

• AB Katılım Süreci

Madencilik sektörünün geleceğine ilişkin diğer önemli bir konu, AB’ne katılım sürecidir. Sözkonusu sürecin madencilik sektörüne ticari alandaki etkisinin çok önemli düzeyde olmayacağı değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme başlıca iki olguyu temel almaktadır. İlk olarak, Türkiye son 10 yıldır AB ile Gümrük Birliği içerisindedir ve madencilik ürünleri ticaretine ilişkin olarak Türkiye-AB arasında önemli herhangi bir sorun bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, hem AB üyesi ülkeler ve hem de Türkiye, başta enerji hammaddeleri olmak üzere madencilik ürünlerinde net ithalatçı konumundadır. Bu nedenle, sınırlı sayıda ürün hariç, iki ülke arasındaki ticaretin, en azından yakın gelecekte çok fazla gelişmesi mümkün görünmemektedir.

Bu çerçevede, Türkiye’nin AB’ne katılım sürecinin, sektör için önemli fırsatlar sunması ya da önemli tehditler yaratması söz konusu değildir. Ancak Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesi koşuluyla, diğer alanlarda olduğu gibi madencilik alanında da, AB sermayesinin Türkiye’ye olan ilgisinin artması muhtemeldir. AB kökenli madencilik şirketlerinin Türkiye’de yatırıma yönelmeleri ise sektörde önemli bir yatırım hamlesi başlatabilecektir.

Türkiye’nin AB’ne katılım sürecinin sektör üzerindeki en önemli etkisi, AB mevzuatına uyum alanında ortaya çıkacaktır. Yukarıda değinildiği şekilde, başta çevre, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında olmak üzere AB tarafından geniş bir mevzuat üretilmiş durumda olup, madencilik sektörü söz konusu yasal düzenlemelerden en fazla etkilenen sanayi dallarından birisidir. Katılım süreci içinde Türkiye söz konusu mevzuata gerekli uyumu sağlamak zorunda olacaktır. Gerçekte, bu konularda AB’ne uyum çalışmaları çok önceden başlamış olup, önemli bir mesafe de kat edilmiş durumdadır. Ancak, belirtilen alanlarda AB mevzuatı hızlı bir şekilde genişlemeye devam etmektedir. Bu durum dikkate alındığında, yeni gelişmelerin izlenmesi sektör açısından çoğu zaman önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede, AB mevzuatının madencilik sektörüne etkileri bakımından kapsamlı bir şekilde incelenmesi, gelişmelerin izlenmesi için ise sürekli bir mekanizmanın oluşturulması önerilmektedir.

Öte yandan, katılım süreci ile doğrudan ilgisi olmamakla birlikte, en önemli maden ürünlerimizden biri olan bor ürünlerini, Avrupa Birliği’nin tehlikeli madde olarak sınıflandırma gayretleri endişe yaratmaktadır. AB üyesi bazı ülkelerdeki, bazı kurumlar tarafından uzunca bir süredir borun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğu görüşü, AB organları nezdinde işlenmekte ve borun paketlenmesi, taşınması, kullanımı vb konularda kısıtlamalar getirilmesi talep edilmektedir. Türkiye’nin diğer bor üreticileri ile birlikte, talebin bilimsel temelinin bulunmadığı görüşüyle engelleme gayretlerine rağmen, bu girişimlerin sonuç alma aşamasına yaklaştığı gözlenmektedir. Gelişmelerin engellenememesi durumunda, AB’de bor kullanımından kaçış sürecinin başlayacağı ve AB bor pazarının daralabileceği ifade edilmektedir.

Bununla birlikte, Avrupa Birliği ülkelerinde, yapı malzemesi olarak kullanılan doğal taş ürünlerinin, 27/06/1991 yılında yayınlanmış olan 89/106/EEC Referans No’lu “Construction Products Directive” (Yapı Malzemeleri Yönetmeliği)kapsamında değerlendirilen ürün sınıfı içerisinde yer alması ve bu direktife göre, piyasaya arz edilecek doğal taş ürünlerinin ilgili yönetmelik hükümlerini ve belirlenen standartları taşıması gerekliliği, Türk doğal taş sektörünün Kuzey Amerika ülkelerinden sonra ikinci büyük ihraç pazarı olan Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli uygulamaların takibini ve Türk doğal taş sektörünün bu uygulamalara uyumunu gerekli kılmaktadır.

2008 YILI OCAK - ARALIK DÖNEMİ
MADEN SEKTÖRÜ İHRACATININ
DEĞERLENDİRİLMESİ

2003 sonrası dönemde, dünyadaki genel ekonomik gelişme ve özellikle Çin’deki büyüme rakamlarının yüksek oranlara ulaşması, beraberinde hammaddelere olan yüksek talebi gündeme getirirken, bu durum, küresel maden endüstrisi pazarının gelişiminde bir lokomotif görevi görmüştür. Metallere olan güçlü talep karşısında arzın sınırlı olması ise, son 4-5 yılda dünyada metal fiyatlarını maksimum seviyelere çıkarmıştır. 2002 yılında yükselişe geçen dünya metal fiyatları, 2003 yılından itibaren ciddi artışlar göstermiş ve 2006 yılında zirve değerlere ulaşmıştır. 2007 yılında ise bazı metal fiyatları artarken, bazıları azalmış, bazıları ise dalgalı bir seyir izlemiştir.

Ancak 2008 yılında, maden ihracatımızda önemli yer tutan bakır, alüminyum, kurşun, nikel, kalay, çinko gibi metalik maden fiyatlarında büyük düşüşler yaşanmıştır. ABD kaynaklı olarak ortaya çıkan ve dünya genelinde etkili olan küresel finans krizi, üretim ve sanayide önemli bir konuma sahip olan, ülke kalkınması ve refah düzeyinin yükselmesinde etkin rol oynayan madencilik sektörünü de olumsuz etkilemiştir.

2008 yılında, maden ürünleri ihracatımızda en önemli artış, fiyatlardaki gelişmelerle bağlantılı olarak endüstriyel minerallerde yaşanmıştır. İhracatımızda önemli yer tutan feldspat, manyezit, tabii boratlar gibi önemli endüstriyel minerallerde ve işlenmiş mermer ürünlerinde ise ihracat artışı beklenenden daha düşük seviyelerde gerçekleşmiştir. Maden fiyatlarında, dünyayı etkisi altına alan küresel mali kriz nedeniyle uluslararası piyasalarda önemli oranda düşüş yaşanmıştır.

Küresel piyasalardaki olumsuz havanın etkisiyle, Türkiye'nin maden ihracatında önemli yer tutan bakır, çinko, alüminyum, kurşun, nikel ve kalay gibi metalik madenlerin değeri, yarıya yakın düşerek 3-4 yıl önceki fiyatlara gerilemiştir.

Sözkonusu dönemde 127,5 milyar dolara ulaşan ülkemiz toplam ihracatından % 2,6 pay alan madencilik sektörü ihracatı, bir önceki yıla göre % 19,33 artış 3,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

2008 yılında ülkemizin en fazla ihraç ettiği maden ürün grupları arasında Doğaltaşlar 1,4 milyar dolar ile ilk sırada yer almaktadır. Doğaltaşlar ürün grubunu, 1,03 milyar dolar ile Metalik Cevherler, 647 milyon dolar ile Endüstriyel Hammaddeler ve 121,9 milyon dolar ile maden dışı olarak nitelendirilen Ferro Alyajlar ile diğer ürünlerin ihracatı takip etmektedir.

Bu dönemde, İşlenmiş Mermer 914 bin ton ve 524 milyon dolarla en fazla ihraç edilen ürün olurken, Krom Cevherleri 1,8 milyon ton ve 496,3 milyon dolarla ikinci, İşlenmiş Traverten 599,8 bin ton ve 357 milyon dolarla üçüncü, Bakır Cevherleri 253,7 bin ton ve 319,5 milyon dolarla dördüncü sırada yer almıştır.

Madencilik sektörümüz ihracatında diğer önemli ihraç ürünlerimiz ise, Mermer Ham Blok (221,7 milyon dolar), Tabii Boratlar ve Konsantreleri (190 milyon dolar), Feldspat (150,8 milyon dolar) ve Çinko Cevherleri (112 milyon dolar) olarak sıralanmaktadır.

Maden ürünleri ihracatında, ülke grubu bazında, 1,08 milyar dolar ve % 33,4 payla Diğer Asya ülkelerinin ağırlığı görülmektedir. Diğer Asya ülkelerini 966 milyon dolar ve % 29,8 payla Avrupa Birliği ülkeleri izlemektedir.

Madencilik ürünleri ihracatının gerçekleştirildiği önemli ülkeler arasında, Çin Halk Cumhuriyeti 902 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, bu ülkeye olan ihracatımızda, bir önceki döneme göre, miktarda % 13,2, değerde % 42,1 oranında artış kaydedilmiştir.

Çin’i sırasıyla, 340,5 milyon dolarla ABD (%16,7 azalış), 219,6 milyon dolarla Rusya Federasyonu (%97 artış), 151,4 milyon dolarla İtalya (%18,1 artış) ve 126,1 milyon dolarla İspanya (%19 azalış) takip etmektedir. İngiltere, Bulgaristan, Hollanda ve Hindistan madencilik ürünleri ihracatımızın yapıldığı diğer önemli ülkeler olmuşlardır.

DOĞALTAŞLAR

2008 yılında Doğaltaş ihracatında değerde %12,8 oranında artış kaydedilerek, 1,4 milyar dolarlık ihracata ulaşılmıştır. Miktar olarak ise % 8,2 artış ile 5,1 milyon ton ihracat gerçekleştirilmiştir. Sözkonusu dönemde, ülkeler bazında doğal taş ihracatımıza bakıldığında ise ilk beşi ABD, Çin, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kanada oluşturmaktadır. ABD’ye yapılan ihracatın geçen yıla göre miktar bazında % 26 değer bazında ise % 20,4 oranında azaldığı görülmektedir. Bunun en büyük sebebi ise, 2007 yılında başlayan ABD inşaat sektöründeki yaşanan durgunluğun ardından birde 2008 yılında ortaya çıkan küresel krizin durgunluğu daha da derinleştirmesidir.

Günümüzde, 4 milyar dolara yaklaşan doğal taş ithalatı ile dünya sıralamasında birinci ve % 42 payı ile işlenmiş ürün piyasasının en önemli alıcısı durumunda olan ABD’nin doğal taş pazarının dinamiklerini inşaat, mimari ve renovasyon projelerindeki gelişmeler oluşturmaktadır. Ancak, son birkaç yıldır, yeni binaların yüksek yapım maliyetleri, artan yatırım faizleri, yüksek enerji maliyetleri ve satılamayan konut stoğundaki artış, ABD inşaat sanayini çok olumsuz etkilemiş ve son olarak 2007’nin yarısından sonra mortgage krizi ile baş gösteren dalgalanmanın ardından küresel krizinde etkisiyle ABD konut piyasası hızla küçülmeye başlamıştır.

ABD pazarındaki gelişmelerin Türk doğal taş sektörünü önemli ölçüde etkileyecek olmasının temel sebebi, hiç kuşkusuz bu ülkenin, Türk doğal taş ürünlerinin ihracatının yapıldığı en büyük pazar olmasıdır. Özellikle, yaşam ortamlarında doğal malzemeleri kullanmaya hız veren ABD’nin travertene olan yoğun ilgisi ve Türk traverteninin gerek çeşitlilik gerek desen bakımından sahip olduğu üstünlük, sektörün bugünkü gelişmeyi sağlamasında önemli bir adım olarak görülmektedir.

Öte yandan, bu dönemde, ABD’ye ihracatımızdaki azalış da en fazla traverten ürünlerinden kaynaklanmaktadır. Bu durumun temel sebepleri ise, ABD pazarında travertenin en fazla tercih edildiği güney eyaletlerinde inşaat aktivitelerindeki daralmanın yanı sıra, traverten pazarında yaşanan doygunluk, arz fazlalığı ve uygulana gelen düşük fiyat politikası olarak düşünülmektedir.

Diğer taraftan, ABD ve yüksek faiz oranı, düşük ekonomik büyümeye sahip birçok ülke finansal piyasalarında yaşanan krizin inşaat aktivitelerini ve doğal taş talebini olumsuz etkilemiş ve “2009 yılının dünya genelinde doğal taş sektörü için zor bir yıl olacağı” öngörülerini kuvvetlendirmektedir. Tüm bu gelişmeler, Türk doğal taş sektörünün alternatif pazarlara yönelme zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır.

2008 yılında değer bazında ihracat artışı bakımından dikkat çeken ülkeler, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Suudi Arabistan, Rusya Federasyonu, Avustralya ve Polonya olmuştur. Bu gelişmeler, sözkonusu ülkelerin yapı sektöründe yaşanan gelişmelerle paralellik göstermektedir.

Diğer taraftan, Birleşik Arap Emirlikleri ise gelişen inşaat sektörü ile dikkat çekmekte ve doğaltaş ihracatçılarımız için potansiyel bir pazar olarak düşünülmektedir. Ülkede inşaat aktivitelerinin önemli bir bölümünü büyük ölçekli projeler, kuleler, endüstri parkları, alış-veriş merkezleri oluşturmaktadır. Sektörde modern mimari stillere ve inşaat metotlarına yönelen ilgi nedeniyle, kullanılan materyaller, uluslararası pazarlardan sağlanmaktadır. Ülke, inşaat malzemeleri ihtiyacının hemen hemen tamamını ithal etmektedir. Öte yandan, Shams Abu Dhabi, Najmat Abu Dhabi, Tamouh’un Reem Adasındaki Yatırımı, Al Raha Beach, Saadiyat Adası, Toplu Konut Projeleri, Al Reef Villaları gibi büyük projeler ve muhtelif mega alış-veriş merkezleri ile otel ve konut inşaatları devam etmektedir.

Ayrıca, inşaat sektörünün hızla geliştiği Rusya’nın Krasnodar bölgesinde yer alan Soçi kentinde 2014 kış olimpiyatlarının düzenlenecek olması ve başlatılan 40 milyar dolarlık yatırım atağı dolayısıyla, önümüzdeki dönemlerde bu bölgenin hem Türk müteahhitlik firmaları için hem de doğal taş gibi inşaat malzemeleri ihracatı yapan firmalar için önemli bir pazar olacağı düşünülmektedir. Bölgede yapılması planlanan en büyük projeler, Federasyon Adası, Soçi Olimpik Kompleksi, Khomar Konut Kompleksi, Marina ve Yat Klubü, Alışveriş ve otel kompleksi, Solnechny Eğlence Merkezi, Khosta-Bravo Konut Kompleksi , Soçi Otel Kompleksi , Actor-Galaxy Çok Amaçlı Kompleks , Royal Park Konut Kompleksidir. Soçi kentinin Karadeniz sahilinde yer alması ve limandan limana malzeme sevkiyatının kolaylığı, Türk şirketlerini, lojistik ve taşımacılık bakımından çok avantajlı bir duruma taşımaktadır.

2008 yılı doğaltaş ihracatı ürün bazında incelendiğinde ise, en önemli ürün grubunu % 37,3 pay ile İşlenmiş Mermer oluşturduğu görülmektedir. Sözkonusu ürünün ihracatı bu dönemde % 26,34 oranında artış göstererek, 524 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İşlenmiş Mermer ihracatının en fazla yapıldığı ülkeler arasında 117,1 milyon dolarla ABD ve 39,6 milyon dolarla Suudi Arabistan ön sıralarda yer almaktadır. Suudi Arabistan’a yapılan ihracat değerde 2007 yılına göre %105 artmıştır.

%33’lük payı ile, sektör ihracatı içerisinde ikinci büyük grubu oluşturan İşlenmiş Traverten’in ihracatı ise değerde %17,5 azalış göstererek 357 milyon dolara gerilemiştir. Bu ürün grubunun ihracatında yine ABD 185,9 milyon dolar ile ilk sırada yer almaktadır.

Diğer önemli bir ürün olan Mermer Ham Blok ihracatımız %36,1 oranında artışla, 221,8 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu dönemde Çin Halk Cumhuriyeti, 149,2 milyon dolarla anılan ürün grubunun en fazla ihraç edildiği ülke olurken, Çin Halk Cumhuriyeti’ni, 18,2 milyon dolarla Suriye takip etmiştir. Hindistan, Yunanistan, Tayvan ve İtalya ihracatın yapıldığı diğer önemli ülkeler olmuşlardır.

Doğaltaş ihracatında diğer ürünler ise 70,7 milyon dolar ile Yarı İşlenmiş Mermer, 58,1 milyon dolarla Diğer Yarı işlenmiş Ürünler, 51,8 milyon dolar ile İnşaata Elverişli Diğer Ham Taşlar , 30,7 milyon dolar ile traverten ham blok ve 25,7 milyon dolar ile işlenmiş granit olarak sıralanmaktadır.

BAKIR CEVHERİ

Bakır Cevheri ihracatımız, 2008 yılı Ocak-Aralık döneminde, 2007 yılı eş dönemine kıyasla miktarda % 6,8, değerde %1,9 oranında azalış gösteren bakır cevherleri ihracatı 319,5 milyon dolara gerilemiştir.
Bu ürün grubunda en fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında 177,3 milyon dolar ile Çin gelmektedir. Çin’i 30,7 milyon dolar ile Finlandiya ve 30,6 milyon dolar ile İsveç takip etmektedir. Çin’e gerçekleştirilen ihracatta % 44,5 oranında artış kaydedilmiştir.

2006 yılı sonunda dünya piyasalarında zirve yapan bakır fiyatları, ton başına 6200 dolar seviyelerine ulaşmıştır. 2007 yılında ise, fiyatlar dalgalı bir seyir izlemiştir. 2007 yılında bakır tüketimindeki artış hızının, üretim artışının altında kalacağı beklentisi ve ABD emlak sektöründen gelen yavaşlama sinyalleri ile bakır metal fiyatlarında beklenen düşüş, yılın ilk aylarında kendini gösterirken, fiyatlar yılın ikinci yarısında tekrar yükselişe geçmiş ve Aralık 2007 itibarıyla 6676 ton/$’a ulaşmıştır. Global mali krizin derinleşmesiyle düşen talep metal fiyatlarının gerilemesine neden oluyor. London Metal Exchange'de bakır fiyatları temmuz başından bu yana yarı yarıya düşerek Ocak 2006'dan bu yana en düşük seviyesi olan ton başına 5 bin doların altına inmiştir. 2009 yılında da bu fiyat düşüşlerinin azalacağı tahmin edilerek bakır talebinin özellikle Avrupa merkezli olarak azalacağı tahmin edilmektedir.

KROM CEVHERİ

2008 yılında Krom Cevheri ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre miktarda %28,4, değerde de %89,4 oranlarında artışlarla, 1,8 milyon ton karşılığı, 496,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Çin, 278,7 milyon dolarla, Türkiye krom cevheri ihracatında ilk sırada yer almaktadır. 2006 yılında, Çin’in fiyatları düşürmek adına uygulamış olduğu politika, Türkiye’deki önde gelen krom ihracatçılarının Çin spot piyasasına yaptığı krom cevheri ihracatını durdurmasına yol açmıştı. Çin piyasasında yaşanan bu gelişme, 2006 yılı krom cevheri ihracat artışının oldukça düşük kalmasına sebep olmuştu. 2008 yılında ise kontratları devam eden firmalar azda olsa ihracata devam ediyor gibi görünüyorlar ancak Çin'de de etkileri görülen kriz nedeni ile en büyük alıcı konumundaki Çin alımlarını askıya almış durumdadır. Buna rağmen 2008 yılında Çin’e yapılan krom cevheri ihracatı, 2007 yılı eş dönemine göre miktarda % 5,4 azalırken, değerde ise % 53,7 oranında artmıştır.

Krom cevheri ihracatımızda, diğer önemli pazarlarımız, 143,6 milyon dolarla Rusya Federasyonu ve 33,1 milyon dolarla İsveç olarak sıralanmıştır. Rusya’ya yapılan ihracatta % 199,9 oranında bir artış görülmektedir.

İthalat rakamlarına bakıldığında, Rusya, Çin’den sonra krom cevheri ithalatı yapan ikinci önemli ülke ve ferrokrom üretimi yapan ilk 5 ülkeden biri konumundadır. Rusya’da son yıllarda ferro-krom üretiminde önemli artışlar yaşanmaktadır. Dolayısıyla da krom cevheri talebi giderek artmaktadır. Yüksek karbonlu ferrokrom üretiminde önemli bir payı olmayan Rusya’nın özellikle düşük-orta karbonlu ferrokrom üretiminde, Güney Afrika ve Kazakistan’a göre pazar payı yüksektir.

Bu gelişmeler ile Türkiye’den tedarik edilen krom cevherinin öneminin daha da artacağı tahmin edilmektedir. Ancak, değişen dünya şartlarına göre, Hindistan ve Güney Afrika gibi üretici ülkelerin uyguladıkları politikalar da göz önünde bulundurularak kromit cevheri, ferrokrom ve paslanmaz çelik sektörleri ile ilgili gelişmelerin ülkemizde yeniden ele alınması ve konuyla ilgili ileriye yönelik politikalarımızın yeniden belirlenmesi hususları, yer altı kaynaklarımızın daha iyi değerlendirilmesi ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi bakımından büyük önem arz etmektedir.

ÇİNKO CEVHERİ

Çinko Cevherleri ihracatında 2008 yılında değerde % 39,5 azalış yaşanmıştır. Bu azalış ile çinko cevherleri ihracatı 112 milyon dolar değerine gerilemiştir.

Çinko Cevheri ihracatımızda Belçika 19,5 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, bu ülkeyi 19 milyon dolarla Çin, 14,9 milyon dolarla Romanya takip etmektedir. Londra Metal Borsası fiyatlarına göre, 2006 yılı sonunda ton başına değeri 4.600 dolara yükselen çinko metali fiyatları 2007 yılı başından itibaren düşüş trendine girerek, yıl sonunda 2385 $’dan işlem görmüştür. 2008 yılında ise 2800 $ civarında dalgalanmıştır.

Sözkonusu ürün ihracatının yapıldığı Avustralya ve Japonya pazarlarındaki ihracat artışı dikkat çekicidir. Öte yandan geçen yıl ihracatta ilk sırada yer alan Çin’e ihracatta % 57,3’lük bir azalma görülmektedir. Üye firmalarımızdan alınan görüşlere göre, Belçika piyasasındaki piyasa şartlarının daha tercih edilir olmasından dolayı Çin’e yapılan ihracat Belçika’ya kaymıştır.

TABİİ BORATLAR ve KONSANTRELERİ

Tabii Boratlar ve Konsantreleri ihracatımız, 2008 yılında miktarda %21,2, değerde %37,7 oranında artarak, 635 bin ton karşılığı 190 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Çin Halk Cumhuriyeti, 85,9 milyon dolarla ilk sırada, ABD 25 milyon dolarla ikinci, Japonya 11,6 milyon dolarla üçüncü sırada yer almışlardır.

Türkiye’nin ihraç ettiği başlıca bor cevherleri konsantre ve öğütülmüş kolemanittir. Büyük miktarlarda konsantre kolemanit ve üleksit cam endüstrisinde kullanılmak üzere ABD’ye ihraç edilmektedir. Avrupa cam ve cam elyafı endüstrisi Türkiye’den ihraç edilen konsantre cevherin ikinci büyük tüketicisidir. Uzak Doğu’da özellikle de Çin’ de gelişmekte olan cam elyafı sanayii Türkiye’nin son yıllarda giderek daha da artan miktarlarda ihraç etmekte olduğu öğütülmüş kolemanitin başlıca tüketicisi konumundadır ve bu pazar önemli bir gelişme potansiyeli göstermektedir.

Dünyada yaşanan ekonomik ve küresel krize rağmen bor ihracatı artmıştır. 2008 yılı için gerçekleştirilen 100 milyon doların üzerindeki bu artışın 2009 yılına da taşınacağı tahmin edilmektedir. Türkiye'nin 2009 yılı toplam bor ihracatı hedefi iç satışlar dışında 650 milyon dolar olarak açıklanmıştır.
Dünyadaki mevcut bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 72 oranındaki bölümüne sahip olan Türkiye'nin 2012 yılındaki toplam bor ihracatı hedefi ise 1 milyar dolar olarak hedeflenmektedir. Türkiye, bor ihracatının önemli bir bölümünü Avrupa, Uzak Doğu ülkeleri ile ABD'ye gerçekleştiriyor. Yaklaşık 70 ülkeye ihraç edilen bor kimyasalları üretiminde kapasitenin artırılması ile önümüzdeki yıl içinde ülke portföyünün daha da genişlemesi beklenmektedir. Ayrıca işletmeye alındığında Türkiye'nin bor üretim ve ihracatına büyük katkı sağlayacak olan Kırka 4. Boraks Pentahidrat tesisinin yapımına da başlanmıştır.

FELDSPAT

Feldspat ihracatımız, 2008 yılında 4,5 milyon ton karşılığı 150,8 milyon dolar seviyesinde gerçekleşerek, 2007 yılına göre miktarda %6,9 oranında azalış, değerde ise %19,7 oranında artış kaydetmiştir.

İtalya, 74,7 milyon dolarla Feldspat ihracatı gerçekleştirdiğimiz en önemli ülke olurken, İspanya’ya 31,2 milyon dolar, Rusya’ya 12 milyon dolar ihracat yapılmıştır.
Sözkonusu ürün grubunun en önemli ihracat pazarı olan İtalya’da, seramik sektöründe, firmaların çalışma kapasitelerini düşürmesi ve Çin’in düşük fiyat ile Avrupa’ya girmesi ile İtalya’ya yapılan ihracattaki artış, eski yıllara nispeten düşük kalmıştır.

ALÇI TAŞI, ALÇILAR

Alçı Taşı ve Alçı ihracatımız, 2008 yılında miktarda % 14,1 artarken, değerde %27,4 oranında artış kaydedilmiş ve 880,9 bin ton karşılığı 84,1 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Söz konusu dönemde Ukrayna’ya 24,7 milyon dolar, Rusya Federasyonu’na 15,9 milyon dolar, Bulgaristan’a 12,8 milyon dolar ve Azerbeycan-Nahcivan’a 8,1 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir.

MANYEZİT

Manyezit ihracatımız, 2008 yılı Ocak-Aralık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre miktarda % 7,6 değerde de %25,2 oranında artmış, 239,8 bin ton karşılığı 62,2 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Sektörün en önemli pazarı durumundaki Avusturya’ya 28,7 milyon dolar, Ukrayna’ya 7 milyon dolar ve Yunanistan’a 4,5 milyon dolar ihracat gerçekleştirilirken, İrlanda, Almanya, Hollanda ve İngiltere ihracat yapılan diğer önemli ülkeler olmuşlardır.

FERROKROM

2008 yılında Ferrokrom ihracatımız bir önceki yıla göre miktarda %40,8 azalarak, değerde ise %25,3 oranında artarak 37,1 bin ton karşılığı 58,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Hollanda 30,4 milyon dolarla söz konusu dönemde ülkemizden en fazla ferrokrom satın alan ülke olurken, Hollanda’yı, 10 milyon dolarla İtalya, 4,3 milyon dolarla İspanya takip etmiştir.

Hollanda alımını değer olarak % 28,3 oranında arttırırken, İtalya, İspanya, Slovenya, Polonya, Belçika ve Bulgaristan’a gerçekleştirilen ferrokrom ihracatımızda miktar olarak azalışlar görülmesine rağmen değer olarak artışlar görülmüştür. Bunun sebebinin fiyat artışları olduğu açıktır.

Dünyada üretilen ferrokromun yaklaşık % 90’ı paslanmaz çelik sektöründe kullanılmaktadır. Dolayısıyla paslanmaz çelikteki arz-talep dengesi doğrudan ferrokrom üretimini ve fiyatını etkilemektedir.

Paslanmaz çelik piyasalarında yaşanan gelişmelere bakıldığında, nikel fiyatlarının yükseliş eğilimi içerisinde olması ve global düzeyde yüksek seyreden paslanmaz çelik stoklarının azaltılması ihtiyacı nedeniyle 2007 yılı içerisinde paslanmaz çelik üretiminin gerileme gösterdiği görülmektedir.

Personel ListesiAna SayfaE-mail

İst. Maden İhr. Birliği
İştigal Konuları
İstatistikler

 

 

spacer       spacer
| Ana Sayfa    | Fuarlar    | Dış Talepler    | Üyemiz İhr. Firmalar   | İletişim


Adres:
DIŞ TİCARET KOMPLEKSİ - A BLOK Çobançeşme Mevkii, Sanayi Cad.
34197 Yenibosna - Bahçelievler/ İstanbul Türkiye
Tel: 0212 454 00 00 Fax: 0212 454 00 01
KROKİ
Telif Hakkı

2004 www.immib.org.tr  • immib@immib.org.tr