![]() |
|
|
TÜRK KİMYA SANAYİ Bilindiği gibi Kimya Sanayi, plastikten kozmetiğe, ilaçlardan boyalara kadar bir çok alanda sağladığı nihai ürünlerin yanı sıra, pek çok sektöre de ara mal ve hammadde temin eden bir sanayi dalı olarak, ekonomilere öncülük etmektedir. Kimya sanayi hayat standardımızı arttıran, hastalıklara karşı korunmamızı ve tedavi edilmemizi sağlayan, temizlik ve hijyen konularında katkıda bulunan, giyinme ve beslenmede insanlığın ihtiyacını karşılayan bir sanayi dalıdır. Kimya sanayisi;
gibi birçok sanayi alanında nihai ve ara ürün sağlamaktadır. Tablo 1 : Kimya sanayiinin diğer sektörlere verdiği girdiler
Gerek bu tablo ve gerekse daha yukarılarda verilen bilgiler ışığında kimya sanayi vazgeçilemeyecek ve yaşama büyük katkıları bulunan bir sektördür. Türk Kimya Sektörü’ne Genel Bir Bakış: 2005 yılında Türkiye’nin gelişen ekonomik yapısı içerisinde Türk kimya sanayisi de önemli gelişmeler kaydetmiş, üretim ve ihracat değerlerinde kayda değer yükselişler göstermiştir. Türkiye’nin son on beş yıl içerisinde Kimya sanayi tüketimi yıllık bazda yaklaşık %7 oranında artış kaydederken üretimdeki artış oranı %5’ler düzeyinde kalmıştır. Kimya sanayii dış ticaretimizde ise 1990-2002 yılları arasında gerçekleştirilen ihracattaki % 5,1 ve ithalattaki %9,1’lik ortalama yıllık büyüme oranları, yerlerini 2002-2006 arasında, ihracatta ortalama yıllık %32’ye, ithalatta ise %33’e bırakmıştır. Gerek ithalatta gerek ihracatta ticarete en çok konu olan ürün grubu petrol ve petrol ürünleri olurken, söz konusu ürün grubu özellikle Kimya sanayi ithalatımızın %65’inden fazlasını teşkil etmektedir. 1990 yılında %31 oranında gerçekleşmiş olan ihracat/ithalat oranı, 2002 yılında %19,6’ya düşmüş, 2005 yılı sonu itibariyle ise %15,5 seviyelerine gerilemiştir. Yukarıda belirtilen değerler, gerek tüketim ve üretim gerek ithalat ve ihracat boyutlarında, Türk Kimya Sektörünün hızlı bir biçimde büyüdüğünü ortaya koymaktadır. Öte yandan AB uyum süreci, sanayimizde önemli düzenlemeleri gerekli kılmaktadır. Kimya sanayi bu uyum sürecinden en fazla etkilenen sektörlerden biridir. Bu bağlamda, 2005 yılı içerisinde, tüm kimya sektörü paydaşlarının, AB konusunda bilgilendirilmesi ve sektörün gelişmesine yönelik faaliyetler önemli yer tutmuştur. Bu çerçevede, Birliğimizce 27-28 Mayıs 2005 tarihlerinde 1. Kimya Şurası düzenlenmiş, AB ve çevresel konulardan Ar-Ge’ye kadar kimya sektörünü ilgilendiren hususlar masaya yatırılmıştır. Yine bu kapsamda, 4 yılda bir gerçekleştirilen Ulusal Kimya Sanayi Kongrelerinin altıncısı da 17-18 Kasım 2005 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Diğer yandan Devlet Planlama Teşkilatı’nın 9. Kalkınma Planı kapsamında, Birliğimiz başkanlığında yürütülen Kimya Özel İhtisas Komisyonu çalışmaları, 2005 yılının Kimya sektörünün gelecek planlaması açısından oldukça yoğun şekilde geçtiğini gözler önüne sermektedir. Diğer yandan, Kimya Sanayimizin iki büyük üretim kuruluşu olan Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. (TÜPRAŞ) ve Petrokimya Holding A.Ş.’nin (PETKİM) özelleştirme süreçleri ise 2006 yılı başı itibariyle devam etmektedir. Kimyevi Maddeler Ve Mamulleri İhracatı – 2005 Yılı Değerlendirmesi Türkiye’nin ekonomik olarak hızlı bir gelişme içerisinde olduğu son yıllarda, Kimya Sanayimiz ve sektör ihracatımız da büyük gelişme göstermiştir. 2000 yılında 1,88 milyar dolar olarak gerçekleşen Kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatımız, 2004 yılında 4,99 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. Sektör ihracatı 2005 yılında, ihracatçı birlikleri kayıt rakamlarına göre, 6,64 milyar dolara ulaşmış, söz konusu yılda gerçekleştirilen 73,12 milyar dolarlık Türkiye toplam ihracatı içerisindeki payı %9,09’a yükselmiştir. 2004 yılında değer bazında %40,42 oranında artan kimya sektörü ihracatımız, 2005 yılında ise miktarda %17,67 değerde de % 32,93’lük bir artış kaydetmiştir. Değerdeki artışın miktardaki artıştan önde seyretmesi, nitelikli kimyasal ihracatında yaşanan yükselme ile petrol fiyatlarında kaydedilen önemli artış oranlarına bağlanabilir. Kimya sanayi ihracatımızı alt sektörler bazında incelediğimizde 2005 yılı içerisinde en çok ihracat yaptığımız ürün gruplarını mineral yakıtlar (2.55 milyar $), plastikler ve mamulleri (1,77 milyar $) ile sabunlar ve temizlik müstahzarları (406 milyon $) oluşturmaktadır. 2005 yılı dönemi Kimya Sanayii ihracatımızı ülkeler bazında incelediğimizde ise Amerika Birleşik Devletleri’nin 645 milyon dolar ile ilk sırada yer aldığı görülmektedir. ABD’yi 583 milyon dolarla Irak takip etmiştir. İtalya ve Rusya Federasyonu ise sırasıyla 579 ve 293 milyon dolar ihracatla 3. ve 4. sırada yer almıştır. Ülke grupları itibariyle Kimya Sanayii ihracatımızda ise; Avrupa Birliği 1,87 milyar dolarla en çok ihracat yaptığımız ülke grubu olurken, Yakın, Orta Doğu Asya Ülkeleri 1,77 milyar dolar ihracatla ikinci, Diğer Avrupa Ülkeleri ise 1,46 milyar dolarla üçüncü olmuştur.
İthalat Değerlendirmesi 2005 yılı Ocak-Aralık Dönemi: Türk Kimya sanayisi başta petrol ürünleri ve petro-kimyasallar olarak büyük ölçüde dışa bağımlıdır. 2005 yılında gerçekleşen yaklaşık 40 milyar dolarlık Kimyevi maddeler ve mamulleri ithalatımızın %50’lik kısmını mineral yakıtlar oluştururken, %10’luk kısmını ise petro-kimyasal hammaddeler oluşturmaktadır. 2004 yılında 31 milyar dolar olarak gerçekleşen Kimya Sanayi ithalatı, 2005 yılında ise % 29 artışla, yaklaşık 40 milyar dolara ulaşmıştır. AB Süreci ve Türk Kimya Sanayi Avrupa Birliği’ne uyum süreci, kimya sektörü için birçok yenilik ve değişikliği beraberinde getirecektir. Kimya Sektörümüzün, topyekün AB standartlarında faaliyet gösterecek bir seviyeyi yakalamasının hedeflendiği bu süreçte, firmalarımızı bekleyen gözardı edilemez sorunlar dikkati çekmektedir. Öncelikle AB uyum sürecinde, kimya sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızın, AB tarafından belirlenmiş ve üye ülkelerin uygulamakla yükümlü olduğu standartlara yönelik yenilenme faaliyetlerine girmeleri gerekmektedir. Üretimde verimliliğe ilişkin yenilenmeleri bir kenarda tutarsak, iki temel konuda ciddi zorluklar sanayicilerimizi beklemektedir.
Diğer yandan, AB yaklaşımı, sadece ekonomik ve fiziksel gelişmeyi hedeflememektedir. Bu bağlamda, sanayiye yönelik getirilmiş olan düzenlemelerde, ekonomik etkinlikle birlikte, sosyal yaşam ve çevresel konularda iyileşme ve gelişme temel alınmıştır. AB’ye uyum sürecinin zorluklarına karşın, kimya sektörüne sağlayacağı birçok önemli katkıdan bahsetmek mümkündür. Öncelikle Türkiye’de üretilen kimyasallar ve mamulleri AB standartlarında üretileceğinden dolayı, AB pazarına açılma imkanı genişleyecektir. İşçi sağlığı, iş yeri güvenliği, çevre koruma gibi konularda sağlanacak gelişmelerin, sektöre orta ve uzun vadede yüksek getiri sağlayacağı, işletme verimini arttıracağı öngörülmektedir. Örneğin, mevcut koşullarda Türkiye’de çalışan bir işçinin üretime yıllık katkısı ortalama olarak 4200 dolar seviyesinde iken, AB’de bu ortalamanın 30.000 dolar düzeylerinde olduğu görülmektedir. Diğer yandan sanayimiz, her türlü faaliyetinde uymak zorunda olacağı, AB standartlarında belgelendirme, ruhsatlandırma ve muhasebe kayıtları yoluyla, özellikle kimi ülkelerce tarife dışı koruma yolu olarak kullanılan bir hususun da önüne geçebilmiş olacaktır. Kimya Sektöründe Yaşanan Bazı Sorunlar ve Sektörün Geleceği: Önümüzdeki yıllar içerisinde kimya sektörünün karşılaşacağı en ciddi hususların başında, sektörün Avrupa Birliği mevzuatına uyum süreci gelmektedir. Özellikle çevre ve iş güvenliği konularında AB’ye sağlıklı uyum için sektörümüzün hem finansal desteğe hem de zamana ihtiyacı bulunmaktadır. Bu bağlamda, sektöre sağlanacak finansal yardımların yanında, müzakere süreci sonucunda belirlenecek olan uyum tarihlerinin olabildiğince ötelenmesi, sektöre önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Diğer yandan, AB çevresel düzenlemelerinin getirdiği yüksek maliyetler dolayısıyla, “bulk” ürün tabir edilen niteliksiz kimyasal hammaddelerinin üretiminin, maliyetlerin daha düşük olduğu Uzak Asya ülkelerine kaydığı görülmektedir. Söz konusu durum, AB ile entegrasyon sürecinde bulunan Türkiye için de önem arz etmekte ve bulk ürün üretimimizin kademeli olarak Uzak Asya ülkelerine kayacağı tahmin edilmektedir. Bu yüzden Kimya sanayimizin bulk ürün üretiminden speciality chemicals denilen nitelikli kimyasallar üretimine yönelmesi gerekmektedir. Kimya sanayinin kullandığı hammaddelerin ve ürünlerinin taşınması ve depolanması, üretimden kaynaklanan katı atık ve atık sular ve hava emisyonları çevreye zarar vermektedir. Anılan çevre sorununu gidermek için, arıtma tesisi yapımı, baca filtreleri, atık yöntemlerinin geliştirilmesi, önemle ele alınması gereken konulardır. AB entegrasyon sürecinde de önem taşıyan bu çevresel önlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla Avrupa’da birçok örneğine rastladığımız sanayi lekelerinin oluşturulması, diğer yandan ar-ge faaliyetlerinin daha etkin gerçekleştirilebileceği teknopark projelerinin hayata geçirilmesi, sektörün rekabetçi yapısını daha da ileri götürmesi açısından önem arz etmektedir. Bununla birlikte, Kimya sektörüne yönelik olarak, özellikle hammadde ve pazarlara ulaşım için “deniz yolu” ulaşımı sağlayacak bölgeler seçilerek, belirlenen bu alanlarda tüm altyapının tamamlanmasıyla, “organize sanayi bölgeleri” ve “sanayi lekeleri” oluşturulması gerekmektedir. Kimya sanayinin yüz yüze olduğu problemlerden bir diğer önemli grubu da çevresel sorunlar teşkil etmektedir. Çevre Etkileşim Değerlendirmesi (ÇED)’nin Türk kimya sanayi üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Bu bağlamda Organize Kimya Sanayi Bölgesi’nde toplu ÇED uygulamaları, bu yöndeki sıkıntıları azaltacaktır. Kimya Sanayi’nde sürekli bir gelişimin sağlanması ve değişen koşullara uyum sağlanabilmesi için Ar-Ge faaliyetlerine yapılan yatırımlar büyük önem arz etmektedir. Gelişmiş sanayi ülkelerinde kimya alanında faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümü, cirolarının %2,5-5’ini, ilaç sektöründeki firmalar ise cirolarının %15’e varan bölümlerini Ar-Ge çalışmalarına aktarmaktadırlar. Türk kimya sanayi ele alındığında ise, büyük ölçüde KOBİ’lerden oluşan sektörümüzde, firmalarımızın birçoğunun tek başına önemli boyutlarda Ar-Ge çalışması yapamadığı gözlenmektedir. Bu bağlamda, üniversiteler ve araştırma kuruluşları ile ortak çalışma koşullarının oluşturulması; teknoloji geliştirme merkezlerinin (teknopark) yaygınlaştırılması ve etkin kullanımı Türk kimya sanayisinin gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||